Üzgün Bebek

Baş ucumda pembe elbiseli ve sarı saçlı güzel bir bebek var. Benim canım bebeğim. Kendimi kötü hissettiğim günler ona sarılarak uyurdum. İçimden konuşurdum       onunla -hala konuşuyorum. Hatta bazen öyle kötü hissederdim ki kimsenin beni sevmediğini düşünürdüm. Gidip o minik suratına bakardım bebeğimin. Gülümserdi. Derdim ki kendime hiç kimse sevmese de o seviyor beni..

Artık sevmiyor ama. Son zamanlarda ne zaman ona doğru baksam korkuyorum. Gülümsemesini bile unuttum neredeyse. Bu kötü.

 

MyStartWallpapers_1

 

Girdap var. Odamın içinde, kafamın içinde, kalbimde… Dinmiyor bu fırtına. bazı kelimelerin anlamlarını çok daha iyi anlıyorum. Bu size de olmuştur eminim. Büyüdükçe değişirsiniz ve aslında ne olduğunu bildiğini sandığınız kelimeler artık tamamen gerçek bir mana kazanır hayatınızda. Kelime sizden bir parça içerir çünkü. İhanet mesela. Ne anlama geldiğini hepimiz biliyoruz ama bu olayı yaşayan birinin bu kelimeyi okuduğunda zihninde beliren renklerle bizimkiler aynı olmaz. Hissettiklerimiz aynı olmaz. İşte bunun gibi şu aralar benim hayatımda da yeniden anlam kazanan kelime bir ruh halini, duyguyu temsil ediyor. Genelde hakkında konuşmak istemediğimiz olaylar meydana gelince söyleriz. Kelime şu: Üzgün. Üzgünlük, üzgün olma vs..  Çünkü üzgünüm. Çok fazla gün geçti ve ben her gün hissettim bu duyguyu. Yani öyle orada burada geçen gayet sıradan bir kelime gibi geliyor başta. Sonuçta yaşadığımız acıyı ya da bulunduğumuz ruh halini daha yaratıcı ve etkileyici bir biçimde anlatabiliriz. Bu doğru. Lakin ben şu aralar bu kelimeyi çok seviyorum. Ruhumu doyuran bir kelime. Ne eksik ne fazla. Tabi nasılsın diyenlere üzgünüm demiyorum çünkü aynı zamanda gizli de bir kelime. Gerçekten üzgün olunca rahatça saklayabildiğiniz bir kelime.

Belki bu durum güzel değil. Ama kelime güzel. Öğrendiklerim güzel. Üzgün olmanın rengi güzel. Şarkılardan aldığım haz güzel. Üzgün olmak belki kötü bir şey gibi duruyor dışarıdan. Fakat elmas olacak olan bir kömür parçası üzgün olmak. Evet evet kesinlikle. Bu üzgünlük bir mutluluğun habercisi…

Çünkü ‘rengi’ çok güzel.

 

Advertisements

Ruhum başka bir yer’de

Herkes iyidir değil mi?  Aslında herkes iyidir. aslı-nda ama …

İnsanlar ne kadar bizi üzseler kötü şeyler yapsalar ve çevreye zarar verseler de,  iyidirler iyi. Özünde herkes iyidir. İngiliz yazar William Golding’in kitabında bunu çok iyi görüyoruz. Kitap ‘Sineklerin Tanrısı’ ve verilmek istenen mesaj da ‘insanların içinde iyilik ve kötülüğün eşit derecede olduğu ve bulunduğunuz durumlar ve şartların gereğince sizin birini beslemeniz sonucu eylemlerinizin meydana gelmesi’. Kitapta bu gayet güzel bir şekilde aşamalı olarak anlatılıyor.

Kitabı okuduğum zaman temasını tamamen özümsemiş ve hayat görüşlerimden biri haline getirmiştim. Lakin şimdi anlayamıyorum. Muhatap olduğum insanlar neden bu kadar garipler? Tepkileri tuhaf. Gerçi her insan tuhaftır farklıdır falan filan buna bir şey demiyorum ben. Ama insan biraz da olsun uğraşmaz mı insanları kırmayayım üzmeyeyim diye? Biraz dikkat etmez mi ağzından çıkan kelimelere ya? Fütursuzca söylediğiniz  kelimeler, gelişi güzel ağzınızdan çıkan o harfler kalplerimize zımbalanıyor resmen. Orada durması da acı söküp atması da acı.

Of aman. Boşverelim. Başa çıkmamız gereken şeyler bunlar. Mızmızlanmak, şikayet etmek, ve yetti artık gibi çıkışlar iyi olana göre eylemler değil. Zaten olay da burada başlıyor.

İyi olmak kolay değil arkadaşlar.

İnsanlarla baş etmek kolay değil.

Laf anlatmak, sabretmek, gülümsemek, göz yummak, dayanmak, beklemek, yaşamak…

Başka bir yere ait olduğunu hissetmek kolay değil. Ruhunuz başka bir yere aitken oturup arkadaşlarınızla sohbet etmek hiç kolay değil.

Gitmek istemek kolay değil.

Derdini anlatmak da öyle… Meşgul bir zihinle yaşamak nasıl da yoruyor kalbimizi. Uyuşuk gözlerle bakıyoruz. ‘Üzgün’ her saniye. Her dakika ağlıyor. Saatler koşuyor, günler haftalarla yarışıyor. Yine geçen zaman oluyor.

Genciz. Ama yaşlanıyoruz arkadaşlar.

Lord-of-the-Flies

 

 

 

 

‘Bir şey’ değişti…

Maskara işe yarıyor. Artık daha güzel görüyorum nereye baksam. İnsanlar da öyle. Bana bakınca gözlerimin ne kadar güzel olduğundan falan bahsediyorlar. Teşekkür etmek istemiyorum açıkçası. Çünkü ne bileyim herkeste kirpik var benimki özellikli ‘bir şey’ değil. Ve övgü de bana değil maskarama.

Ye maskaram ye!

1329223-archer

Keşke insanlar kirpiklerimizin güzelliğini değil de ruhumuzun asilliğini görse değil mi? Çok daha güzel olurdu. Maskara sürüp dışarı çıkan bir kız aslında gözlerini kapattığında etrafa oklar atan hırçın bir kalbe sahip. Aslında kimsesiz ovaların, derin vadilerin sahibi zihninde o kız. Kalabalıktan korkuyor belki ama yüksekten korkmuyor. Ayaklarının üstünde duramıyor ama ellerinin üstünde yürüyor. Kalıplaşmış düşüncelerle değil de kalıplaşmış duygularla savaşıyor.

Gerçeklerden nefret ediyor.

Böyle bir kız var.

Ama ‘başka bir yer’de. Burada değil.

Işık ve Karanlık

Yağmur.

Yağmuru sever misiniz? Gök gürültüsünü?

Hiddetli bulutlardan hoşlanır mısınız? Sert bir rüzgardan?

Karanlıktan korkar mısınız?

Sorular, sorular, sorular… Pek bir anlamı olmayan iç karartıcı sorular… Bu soruları soruyorum çünkü bugün tuhaf şeyler hissettim. Ne mi? Mesela bugün yağmur yağmasını istedim. Baya böyle gök gürültülü, şimşekli, rüzgarlı… Bulutların gün ışığının yolunu kesmesini istedim. Tenime değmesin azıcık güneş istedim. Rüzgarın öyle sert esmesini istedim ki bir yere tutunamayıp uçayım. Saçlarım savrulsun sağa sola, kabarmaları umurumda bile değil. Neden peki? Niye böyle hissediyorum deli miyim?

Hayır yav.

Üzgünüm sadece. Son günlerde çok fazla üzgünüm ve kalbimin halinin havaya yansımasını istedim sadece. Hiçbir şekilde çıkmıyor dışarı çünkü. Tepki veremiyorum. Konuşamıyorum, kimseye anlatamıyorum. Kendi kendime sarsılıyor kalbim içeride ve kimsenin haberi yok. Ruhumdaki depremler iliklerime kadar sarsıyor beni. Gözlerim yanıyor acıdan.

Herkes gibi sessizim. Herkes gibi yaşıyorum. Günler geçiyor falan. Uyuyorum. Uyuyorum da gözüm aralık.

Işık ve Karanlık. Şimdi ikisini de görebiliyorum. Bir ona bir ona değdiriyorum ellerimi. İkisi de soğuk şimdi. Seçemedim. En iyisi beklemek. Bahar başlasın düşünürüz.

O zamana kadar da… her sabah kalkıp saçlarımı topluyor güzel kıyafetlerimi giyiyorum. Siyah göz kalemim, tatlı pembe rujum ve transparan pudram… Hazırlanıp çıkıyorum evden. Rutin bozulmasın mazallah!!

Yarın bir değişiklik var ama, maskara aldım. Onu sürüp gideyim belki bir şey değişir.

‘Bir şey’